30 Ekim 2016 Pazar

Güneş ve Rüzgar

Merhaba ve mutlu pazarlar ;

Uzun zaman önce yine masallardan , çocukluğumuzdan , çocukluk hikayelerimizden , kitaplarımızdan bahsetmiştik  ...
Ve ara sıra birer masalla kendimizi ödüllendirelim , unuttuklarımızı hatırlayalım diye de konuşmuştuk ....
Hani olur ya yine çıkarılacak bir ders , çocuklara anlatacak bir şeyler yakalarız ...
Uzun lafın kısası ; hadi bu pazar kısacık bir masal günü olsun ....
Ezop Masalları'nı duymayan var mıdır ...?
Güneş ve Rüzgar .....

 " Güneş ve rüzgar kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış . Rüzgar ;
" Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım . Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim . ...   " demiş .
Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgar bir kasırga şiddetinde esmeye başlamış . O kadar kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş .
Sonunda rüzgar pes edip durmuş . Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş . Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış .
Güneş rüzgara nazik ve dostça davranışın şiddet ve güç gösterisinden her zaman daha etkili olduğunu söylemiş .  "

EZOP

( Ezop ; Krezüs'un sarayında yaşayan Yunanlı bir köleydi ve İÖ.600 yıllarında ölümsüz masallar yazmıştı .)


Bu masal Alfa Yayınları'nın 2006 yılı baskısı Kendi Kutup Yıldızını Bul kitabındandır ...


Bu masaldan ders almamak mümkün mü ....? Hele de yaşadığımız bu zamanda ....
Sevgiyle , dostça , sağlıcakla kalın ....
Ezop Masalları

25 Ekim 2016 Salı

Minuscule & Karıncalar Vadisi

Animasyon severler , bugün sizlere biraz geç keşfettiğim Minuscule ile merhaba demek istedim .

Minuscule - La vallée des fourmis perdues  ; 2013 tarihinde vizyona giren Fransa - Belçika ortak yapımı animasyon filmi ....
2014 tarihinde ülkemizdeki sinemalarda yerini alan Kayıp Karıncalar Vadisi , tabiatta yaşayan canlıların sesleri ile özel olarak hazırlanmış belgesel tadında bir animasyon filmi ....

Film süresince herhangi bir konuşma olmaması bazen sıkıldığınızı hissetmenize yol açsa da ; animasyon filminde gerçekçi doğanın görüntülerini izlerken nasıl zaman geçti anlayamıyorsunuz ...
Birbirlerine benzemeseler de ; Wall-E de diyalog olmayan animasyon filmlerinden ...
Diyalog olmadan da  önemli mesajlar verebilen animasyonlardan biri Karıncalar Vadisi ....
Ayrıca  animasyona farklı bir açıdan bakılmış , bildiğimiz animasyonlardan da değil yani ...
Ben büyük bir keyif alarak izledim ve uğur böceği ise favorim ....

Film , genç bir çiftin doğanın koynunda huzurlu ve mutlu piknikleri ile başlıyor . Bebek bekleyen çiftimizin bebeğinin doğma sinyalleri vermesi ve apar topar pikniklerini bırakarak gitmesiyle , geriye kalanlar üzerine de ilerliyor .
Ana kahramanımız yeni doğan ve etrafı keşfetmeye çalışırken kanatlarından birini kaybeden uğur böceği .... Ve tabi ki çiftten geriye kalan yiyeceklerin ve artıkların ziyafet sofrası olarak beklediği misafirleri ; çalışkan karıncalar ile ormanın diğer canlıları ....

Yağan yağmurda kendine sığınak arayan uğur böceğimiz bir şekilde piknik ziyafet sofrasını buluyor ve oradaki filmin ana nesnesi olan şeker kutusuna gizleniyor . Şeker kutusunu keşfeden akıllı , çalışkan karıncalarımız ise inanılmaz disiplinleri ile film boyunca o kocaman kutuyu yuvalarına taşımaya çalışıyorlar . Şeker kutusunda gizlenen kanadı kırık uğur böceği ilk başlarda siyah karıncalardan korksa da aralarında ilginç bir dostluk başlıyor ve film boyunca siyah karıncalara eşlik ediyor . Siyah karınca ekibi hem disiplinli hem de azimlidir . Dağ bayır ova çayır şeker kutusunu taşırlar . Ancak karşılarına kırmızı karıncalar çıkar ve aralarında şeker kutusu çekişmesi ile beraber serüvenimiz başlar .

İnsanın doğadaki olumlu ya da olumsuz etkisinin her haliyle net olarak izlenebildiği bir animasyon filmi ....
Filmin başında piknik ziyafet sofrası ile başlayan insan dokunuşu , filmin sonlarına doğru siyah ve kırmızı karıncalar arasında yapılan savaşta da oldukça net gözlemleniyor . Kullanılan savaş malzemeleri bile insandan geriye kalanlar .... 

İzleyenlerden birinin okuduğum yorumu da , çok hoşuma gitti ; 
" ... doğayı yönlendirmeye çalışmak yerine doğanın izini sürmenin daha anlamlı olduğunu hissettiriyor. "

Yeni izleyeceklere iyi seyirler dilerken , daha önce izlemiş olanların yorumlarını da merakla bekliyorum .
Minuscule & Karıncalar Vadisi internet ortamından alınan film afişi





14 Ekim 2016 Cuma

Yeryüzünde bir cennet varsa, orası Şirince olmalı ...

Ruhuma neşeyi giydirip , her seferinde artık blog hayatıma geri döneceğim tüm enerjimle diyorum ...
Her gün kafam farklı fikirlerle dolu , ama bir türlü nasip olamıyor ....
Baktım ki uzak kaldıkça iyice uzaklaşıyorum , bir ucundan yakalayıvereyim istedim ...

Ve sizleri 2014 yılının Kasım ayı başında yapmış olduğum bir gece İzmir konaklamalı Şirince keyfime davet etmeye karar verdim ...
Evet şöyle bir geçmişe uzanalım ; benim gözümden Şirince , Nişanyan Evleri ve Müjde hanımcığımı görelim ....
Olur mu ...?
Benimle misiniz hala ...?

Beni yakın tanıyanlar bilir , oldukça eski bir turizm geçmişim vardır ... Öyle ki çalışmaktan hayatı es geçtiğim , sevdiklerimi ve kendimi ihmal  ettiğim doğrudur ... Her daim ; oldukça yoğunum , vaktim yok söylemleri ağzından düşmeyenlerden biriydim  .... Yurdumun çok güzel yerlerinde en iyi tesislerde tatil yaptım  ve hepsi genelde deniz , kum , güneş , kitap tatilleri oldu .... İşin kötüsü sadece adı tatil ve sadece telefonun çalmadığı nadir anlarda dinlenebiliyordum ... İşte bu nedenlerle de bu kadar çok yer gezip tadını en az çıkaranlardan biriyimdir  ... Hep tetikte ....
Yoğunluktan bir türlü gidemediğim yerler de içimde ukte kalırdı ki o da işin yara kısmı ....

Bunca yıllık turizm hayatımda bir türlü gidemediğim yerlerden Şirince ve Nişanyan macerama gelirsek ...
Şirince 'yi seyreylemek ...

5 Eylül 2016 Pazartesi

İyilik Bul , İyilik Yap

 " İyilik bumerang gibidir, size döner . "  demişler ya ondan ben de size bu filmi izlemenizi önersem ; iyilik yapmış olur muyum ...?
"Pay It Forward - İyilik Bul, İyilik Yap"
Benim yüreğimdeki çocuk pek heveslendi bu işe yine ....
İyilik yapın iyilik bulun ....
Ama öncelikle yapacak iyilik bulmak gerek ...

2000 yılında vizyona giren bir film, aslında yeni değil  .... 
Aile , dram , romantik türlerinde bir film olmasına rağmen , benim için tam bir kişisel gelişim kitabı yerine geçen bir film oldu . Filmin muhteşem farklı bir konusu , inanılmaz oyunculuğu ya da bambaşka şaşırtıcı bir unsuru yok aslına bakarsanız ... Bazı sahnelerin abartılı ve yapay geldiği düşünülebilir de ... Ancak yaşam ve insanlar hakkında oldukça düşündürücü ...
Şu sıralar unuttuğumuz insani duygularımızın canlandığı bu filmin yönetmeni Mimi Leder  ...  

Filmin başı oldukça enterasan ; adamın biri daha önce hiç görmediği bir yabancıya bir jaguar hediye ediyor .... Yok yok yanlış duymadınız , aynen böyle başlayan bir film . Akıllara zarar jaguar olayı diyenler var tabi ki ...
11 yaşındaki Trevor ( Haley Joel Osment )  alkol bağımlısı annesi ( Helen Hunt ) ile beraber yaşamaktadır . Trevor'ın sorunlu bir hayatı vardır . Babası ki bu oyuncu sürpriz bir isim ( Bon Jovi ) onları terkedip gitmiştir . Aile içi şiddet uygulayan kısa bir baba rolünde izliyoruz kendisini ...
Okulda yeni rehberlik sınıfı öğretmeni olan bay Simonet ( Kevin Spacey ) , derste onlara daha önce verilen ödevlere benzemeyen bir ödev verir ; " Dünyayı değiştirecek bir fikir düşünün ve bunu hayata geçirin.  "
Trevor düşünür ve aklına bir proje gelir . Aslında o yaştaki bir çocuk için oldukça basit bir şeydir , proje değil .... Gerçekten ihtiyacı olan birisine bir iyilik yapmak , ilk adım olacaktır onun için ... Ama bunun karşılığını ödenmesi bambaşka olacaktır . İyilik yapılan kişi de ; ihtiyacı olan üç başka kişiye yardım edecektir .
Trevor iyiliklerin bu şekilde devam ederek dünyayı değiştirmesini ummaktadır .
Trevor iyilik yapmak için bir evsizi seçer ( James Cavaziel ) ve iyilikler zinciri başlar . Ama her şey Trevor'ın beklediği şekilde gelişmez . Projeyi hayata geçirirken bazı güçlüklerle karşılaşır . Çoğu zaman umudunu yitirir.

Filmin başında kendine ilginç şekilde jaguar hediye edilen kişi , bir gazetecidir ( Jay Mohr ). Gazeteci nedensiz hediyesinin araştırmasını yaparken  , Trevor'ın iyilikler zincirini takibe başlar . Aslında  " İyilik Bul , İyilik Yap "  projesi hiç de Trevor'ın düşündüğü şekilde başarısız olmamıştır . Yapılan iyiliklerin sahipleriyle , bu düşünce çok büyük bir kitleye ulaşmıştır .

Sıcacık , toz pembe görünen film şaşırtıcı bir sonla bitiyor ...  Benim filmin başından beri ilk gözüme takılan nesnenin getireceği sonucu film boyunca yüreğimde taşımam ayrı tabi ki ... Ama yine de hüsnü kuruntu yaptım diyerek farklı bir son beklemiştim .
İzleyenlerin yorumlarını merakla beklemekteyim . Ayrıca izlememiş olup da tavsiyeme uymak isteyen olursa ; keyifli seyirler ....

Biri sana iyilik yapınca, sen ona iyilik yapma... Git bir başkasına yap...  "

Pay It Forward   " İyilik Bul , İyilik Yap " Film görseli internet alıntısıdır .


4 Eylül 2016 Pazar

Didemika Bir Deli Bir Dolu Coşar Taşar

Tüm insanlara yakıştığına inandığım ; gülüşüm var !
Güçlüyüm , ama yorgunum da ....
Her düşüşten sonra ayağa kalkmak için direncim de var !
Zümrüdüanka misali küllerinden yeniden doğmak benim kanımda var !
Rengarenk umutlarım ,hayallerim , gidilecek yollarım , dualarım var !
İçimden geldiğince ; gülmek ve ağlamak , kızmak ve bağırmak ,
Bir de ;
Aklımdan geçeni söylemek gibi huylarım var !
Güven duymakta zorlandığım da doğrudur.....
Bir de incinsem de incitmemeye çalışmak gibi bir yönüm olduğu ....

Sabrım , sinirim ve sınırlarım zorlanırsa ; ben benlikten çıkabilirim ....
Samimiyet yoksunu ve sürekli negatif insanlar ile yollarımız daima ayrı kalmalı ...

Ana sorunum ise ; dünyayla başetme çabalarım ne kadar iyiyse ;
Yüreğim ve mantığımla başetme konusunda oldukça başarısız kalışımdır ...

Bir sonraki adımları detaylandırmak ve kendimden çok sevdiklerimi düşünmek yorsa da beni , bunlar vazgeçemediğim hallerim ...
Oysa anlar değerli ve yarınlar ile yürekten sevenler belli değil , bunu da bilirim ...
Kimi zaman kayıplarla , can kırıklarımı toparlayamasam da  yarınlar için umutları yeşillendiririm ...

Bu yaşıma geldim , içimdeki çocuğa söz geçiremiyorum hala ...
Dışımdaki buzdan duvarlara ve kilitli kapılara inat  ;
İçimde yeterli miktarda çılgınlık taşıyan , gezenti , yaramaz bir kaçak ...

Mesela diyorum ;
Şimdi bir delilik yapsam ile başlar ....
Ve
Didemika Bir Deli Bir Dolu coşar taşar ....

Düşer , kalkar , gene düşer , yeniden kalkar , yeniden düşer ve yine yeni yeniden yaşamaya çalışırım ...
Kendime sığındığım zamanlarda ; içimdeki çocukla saklambaç ve yakalamaca oynarım ....

Yetinmesini bilmenin başarısına ,
Sevdiklerimin sağlıklı olmasının mutluluğuna ,
Şükredebilmenin ve farkında olabilmenin sağladıklarına ,
En güzel duanın , başkasının haberi olmadan edilen dua olduğuna ,
Paylaşmanın huzuruna inanlardanım ....
Didemika Bir Deli Bir Dolu Coşar Taşar



Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .
https://didemikabirdelibirdolu.blogspot.com.tr

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Tadımlık , Yutulmalık , Çiğneyerek Hazmedilmelik Kitaplar Mim

Merhaba sevgili blog dostlarım ;
Bildiğiniz gibi uzun süredir tam zamanlı blog çalışması yapamıyorum .
Her birinizi ayrı ayrı özledim .
Daha kısa sürede paylaşım kolaylığı bakımından şu sıra instagram hesabım daha aktif faaliyet içerisinde ....
Dün Bacon'un okuduğum sözü üzerine instagramda minik bir etkinlik yapmak istedim .
Bu etkinlik sayesinde ; unuttuğum , bilmediğim ya da gözardı ettiğim kitapları hatırlamak amacıyla bir paylaşım yaptım . Sevgili Tigris bunu mim olarak blog sayfasında yayınlamalısın önerisini getirince ; hemen burada da paylaşım yapayım dedim .
Birbirimize önerilerimiz ve hatırlatmalarımız ile kaynaşabiliriz diye de düşünüyorum  ....
İnstagram için tık tık ; çok güzel geri dönüşler başladı bile ...
Didemikabirdelibirdolu facebook sayfasında da paylaşıyorum ..... tık tık

Francis Bacon 'a göre;

" Bazı kitapların tadına bakılmalıdır
Diğerleri yutulmalıdır .
Ve çok azıda çiğnenip hazmedilmelidir . "

Mim konumuz minik görünen ama kocaman alt başlıkları olan üç tane boşluk doldurmaca ;

Tadımlık kitap ............
Yutulması gereken kitap .............
Çiğneyerek hazmedilmesi gereken kitap .........


Tadımlık , Yutulmalık , Çiğneyerek Hazmedilmelik Kitaplar Mim
Sizden ricam şu ki ; noktaların olduğu boşlukları doldurmamız ,
Ve
Kitap sever dostlarınızı bu paylaşıma etiketleyerek , mimleyerek unuttuklarımızı birbirimize hatırlatmamız .
Bu paylaşımı instagramda repost ederek kitap severler arasında bilgi etkinliği sağlayabiliriz de ......

Davetimi şuracığa bırakıveriyorum ve mimlenmek isteyen herkes bu eğlenceye katılsın diyorum .
Ciddiyim hadi etkinliğe katılın ,
Siz de benim gibi hem zorlanıp hem de müthiş keyif alacak mısınız bakalım merak ediyorum ....

Belki beni şaşırtıp davete icabet eden çıkar diyorum ,
Veeeeeee
Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum ...

Şimdilik kendimin ve sizlerin önerilerini paylaşmıyorum .
Sizden gelen yorumlarla beraber tekrar yayınlayacağım ki ; kim ne hazineler buldu çıkardı birlikte bakalım istiyorum .
O zaman görüşmek ümidiyle diyorum ...

Bu arada sanıyorum ilk kez bir etkinlik ve mim kendi adıma yapmış oluyorum ....
Pek heyecanlandım ....

Sevgiyle ve huzurla kalın ...

18 Ağustos 2016 Perşembe

Adanın Büyüsü

Umuda ve paylaşıma dair, mutluluk dolu bir öykü...
Adanın Büyüsü (The Magic of Belle Isle) diyor bunu ve ekliyor içinizi ısıtacak ...
2012 yılında sinemaseverlerin beğenisine sunulan filmi ben de uzun zaman önce seyrettim ...
DVD arşivlerini karıştırırken elime gelince de yüzümü gülümsetti ve belki izlenmeyen vardır dedim ...
Yayınlandığı dönemde pek fazla ses getirmese de ; benim keyifle izlediğim bir film ...
Adanın Büyüsü dram ve komedi lezzetini yakaladığım filmlerden biri ...
Hele de benim gibi sizler de bu büyük oyuncuyu çok seviyorsanız , izlemelisiniz ...
Morgan Freeman ’ın oyunculukta ne kadar usta olduğunu bir kez daha görmelisiniz …

Filmin konusu ise esasında , çok da ne kadar farklı diyeceğimiz türden değil ... Ancak dediğim gibi oyuncu bazen çok önemli bir unsur . Yaşamdaki fırsatları değerlendirmemiz için , bazen kafamızı gömdüğümüz kumdan çıkarmamız gerektiğini ve "an "ları yakalamanın önemini tekrar gözler önüne seriyor . Bu arada yazar olmak isteyenler , bence bu filme de bir göz atmalısınız ....

Morgan Freeman , tekerlekli sandalyeye mahkum ünlü bir yazarı canlandırıyor . Bizim huysuz ihtiyar Monte ; karısının ölümü ile hayata küsüyor , alkol bağımlılığı nedeniyle de yazmayı bırakıyor . Monte'den umudu kesmeyen yakını , adada tüm yazı geçirebileceği bir ev kiralıyor ve Belle Isle’a yerleştiriyor. Yazmasını umarak  daktilosunu da yanında getirse de , bizimkinin konuştuğu ve ilgilendiği tek şey alkol ... Ev ile beraber bir sorumluluğu oluyor ki ; o da evin sahibinin  köpeği ...

Monte'nin altın yıllarını adada yaşaması ....
Yeni taşındığı adada yaşadıkları ve komşuları sayesinde yavaş yavaş hayata karşı değişen bakış açısı ...
Kimbilir belki de üzeri yemeklerle donatılmış masa başında , bir aile yemeğidir onu değiştiren ...
Belki de komşunun küçük kızının hikaye yazma isteği ...
Huysuz ihtiyar ve köpek ....
Yürüme engeli bulunan yazar Monte Wildhorn hayata tutunarak tekrar yazmaya başlayacak mı dersiniz ...?

Hani şu günlerde kurduğumuz ev hayalleri var ya ; işte bu film onlardan birinde geçiyor ....
Göl manzarası eşliğinde mütevazi evlerin sıralandığı inanılmaz bir mekan ...

Film oyuncularını da belirtmeden olmaz ; Morgan Freeman, Kenan Thompson, Virginia Madsen, Emma Fuhrmann , Madeline Carroll .....

Gerçekten sıcacık , duygu yüklü bir film ....
İzleyeceklere keyifli seyirler ...

Seyredenlere sorum ; film için sizler de benim gibi mi düşünüyorsunuz ...?

Adanın Büyüsü film afişi internet alıntısıdır





15 Ağustos 2016 Pazartesi

Velhasıl

Mutlu olmak için sebep ararken düşündüm de ; bu hayat bize özel ......!
Daha ne olsun ....
Şükür etmeme aldığım nefes yeter  ....
İçimi sıkan , huzurumu bozan , beni mutsuz eden şeyleri anlayarak, farkında olmak ve hayatımdan çıkarmak da benim elimde ....
Güzel şeyler zamanla olur derler ....
Kendimi iyi hissettiğim şeylerle meşgul olmanın güzelliğini keşfetmek belki bu işin ilk adımı ...
Ya sonra ....
Peki ya sonra ne olacak ...?
Sonrası malum ....
Olduğum gibi olmaya devam edeceğim ...
Çiçeği , çocuğu , kuşu , bulutları , ağacı , denizi , yeşili , maviyi seveceğim ...
Her yol sevgiden geçmez mi ...?
Beklenen , istenen , özlenen ....
Kimi zaman bulutlar güneşi örter , beklenmedik yağmurlar yağar kimi zaman da ....
Bilirim ki ; her şeyin kendine has özelliklerini , fırsatlarını  yakalamak gerek ....
Güzeli görebilmek , yaşatabilmek ve paylaşabilmek  ....
Yitip gitmeden  anları yakalayabilmek gerek ...
Payımıza düşen zamana gülümseyerek ve severek değer katmak ...
Neşeli küçük mutluluk oyunları oynamak ...
...
Velhasıl ;
Her şeye rağmen yaşıyorum ya ...!
Var mı başka bir sebep arayan ...?

Velhasıl ; yaşıyorum .... !


Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .

26 Temmuz 2016 Salı

Tutunabilmek

Frida Kahlo 'nun Aşk ve Acı 'sında geçer şu sözler ;
 " “ İyileşmek mi ? ” dedi Frida.
Ama ben hasta değilim ki ,
Kırık döküğüm .
Aynı şey değil, anlıyor musun ?  "  "

İşte ben de Frida Kahlo gibiyim şu sıralar ;
Öylesine kırık dökük ....
Yine yeni yeniden denedikçe , kırılan parçalarımı yapıştırmaya uğraşıyorum bir gayret ....
Ama ;
İzler var ya o izler ...
Sızlıyor ...
Sızıyor .....
Birine bir şey söylemeye korkuyorum ,
Mutlu olmaya , gülmeye utanıyorum desem yeri ....
Öylesine bir gayret içindeyim ki oysa ben .....
Dayanamayacağım nokta da olsa , vazgeçmemem gerektiğini biliyorum ...
Dayanılmaz olanın ; insani özelliklerini unutan insancıklar olduğunu da fark ediyorum ....
Oysa ;
Rabbim öylesine güzellikler vermiş ki bizlere ...
Yok saymak , farkında olmamak , görememek , şükredememek çok acı ...
Her şeye ve herkese inat ; yüreğimdeki çocuk iyi olmak istiyor ...
Hem kendi için ,
Hem de kendi mutluluğu için etrafındaki her insanın , canlının mutlu olmasını yürekten diliyor ....

Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar 'ını hala okumadıysam da ,  tutunmak istiyorum umutlarıma ...
Doğaya tutunuyorum kimi zaman ....
Kimi zaman gezdiğim , gördüğüm güzellikleri fotoğraflamaya ...
Kitaplara tutunuyorum kimi zaman ...
Kimi zaman da filmlerin seyrine ...
Kitaplarda kayboluvermek istiyorum çoğu zaman ...
Şarkılarda coşmak , ağlamak ....
En çok da sevdiceklerimin koşulsuz şartsız sevgisinde sarıp sarmalanmak .....

Biliyorum ki hepimizin istediği biraz huzur , mutluluk ...
Tüm sevdiklerimizle beraberce yaşayacağımız sağlıklı günler ....
Masum çocukların güzel kalbiyle bakabilmek ve saf sevgisine sahip olabilmek .....

Silkelenmek zamanı ....
Toparlanmak , bir olmak ...
Düşeni kaldırmak ...
Yaraları sarmak ...
Güzel günlere inanmak ...
Mutluluğa doğru yol almak ...
Zaman insani değerlerimizi hatırlama zamanı ....

Gördüğünüz gibi her zamanki halim ....
Bu sefer başımda oyalı yemeni yerine şapka var .... Kuzu ve keçi gördüm mü kendimi kaybederim ....
Minnak kız kardeşim Hamsilos Tabiat Parkı hallerimi yine ölümsüzleştirmiş :)


Dip Not : O kadar uzun zaman oldu ki blog sayfama bakmayalı ... Sizleri ziyaret etmeyeli ... En çok didemikabirdelibirdolu instagram hesabımı kullanıyorum; o da kısa aralıklarla ....
En son bu sefer Didemika kendine göre enerjisini topladı başlasın dedim ve Cumalıkızık Sabah Keyfi gezi notlarımı paylaştım . Hatta bu yıl 2'ncisi düzenlenecek " Uluslararası Cumalıkızık Ahududu Festivali " nin , 16 Temmuz'da gerçekleştirileceği bilgisini ilgilenenlere hatırlatmak ve  yeniden merhaba demek istedim . Ama olamadı ... Umarım bu sefer daha sık görüşebiliriz .
Beni her şeye rağmen tek başıma bırakmayan ve destekleri ile sarmalayan güzel insanlara kucak dolusu sevgiler ....












15 Temmuz 2016 Cuma

Cumalıkızık Sabah Keyfi

Hadi Didemika gezenti hallerini merakla bekliyorum diyenler , bu paylaşım sizlere özel ...
Bu yıl 2'ncisi düzenlenecek " Uluslararası Cumalıkızık Ahududu Festivali " nin , 16 Temmuz'da gerçekleştirileceği bilgisini ilgilenenlere hatırlatmak ,
Ve gezenti notlarıma Cumalıkızık ile yeniden merhaba demek istedim .
Bu hafta sonu orada olabilmeyi isteyenler arasında ilk sıralarda olduğumu da itiraf ediyorum .
Didemikabirdelibirdolu Cumalıkızık sokaklarında gülhatmilere vurulmuşken ....

12 Temmuz 2016 Salı

Yaşam Sevinci

Yaz mevsimi başladı , okullar tatil oldu , ramazan ayı geldi derken yine bir bayram sevincini de şükürler olsun ki sağlıkla yaşadık ....
Hem de yazın tüm sıcaklığını ve bahar yağmurları serinliğini hissettiren havalar bize eşlik etti ...
Her birimiz kendi zevkimize , kesemize ve gönlümüzdekine göre ayarladık bayram tatilimizi ...
İsteyen köyüne , isteyen denize , doğaya , çay bahçesine ....

Bayramların sevincini , huzurunu , coşkusunu ve mutluluğunu paylaşmak da ayrı güzeldir ...
Her anı yakalamaya çalışabilmek ve şükredebilmek ....

Yaşamın dümdüz çizgisinden çıkıp , içindeki çocuğu mutlu etme ihtiyacı yaşar insan ...
İşte bu anlar , yaşamı renklendirebilmek için bizlere sunulmuş fırsatlardır .

Zorlukları , sorumlulukları , kuralları ile bize sunulan yaşamı güzel hale getirebilmek gerek ...
Gönlünüzün ihtiyacı olanı , imkanlar çerçevesinde yapabilmek için fırsatları değerlendirebilmek önemlidir.

Kendimize yarattığımız yepyeni anların mutluluğunu doya doya yaşayabilmeli ...
Anlık da olsa günün koşullarında kendimize zaman ayırmak ve bu zamanı eğlenceli hale getirmek bizim elimizde ...
Bazen bir saat bile insanı dinlendirebilirken , bazen de günlerce süren dinlenme anları yeterli gelmez ...

Gerçekten yaşamaya zaman ayırmak ...
Nefes alabilmek ...

Sıcak yaz gününde toprağa beklenmedik şekilde yağmur düşer ya bazen ; işte bu anlar bizler için yenilenmek gibidir ...

Yaşamın mutluluğunu ve sırrını keşfedebilmişçesine ; yüreklerimizden yayılan gülümseme ile yeni , umut dolu yarınlara seslenmek ;
Merhaba ....

Yaşama sevincimiz bol olsun ....

Yaşam Sevinci

1 Temmuz 2016 Cuma

HAYIRLI EYLE

Merhaba dostlar ;
Şu sıralar inanılmaz bir sosyal medya kullanımına karşı üşengeçliğim var ....
Oysa ki ; anlatmak istediğim , paylaşmak istediklerim yığınla ...
Didemika doldu taştı ...
Yaptığım gezileri , okuduğum kitapları , izlediğim filmleri mi ;
Yoksa kafama gelen deli soruları mı , yüreğimden dökülenleri mi istersiniz ...?

Ne olur beni şu sıralar affedin ...
Ne yazdıklarınıza cevap verebiliyorum , ne de yorum yapabiliyorum ...
Ben olmayan , ilgili ilgisiz sahte o sıradan yorumlarla var olmak da bana göre değil ...
Üzgünüm ..
Yine yeni yeniden bildiğiniz Didemika olarak dönmeyi hedefliyorum inşallah ...

Ama bir hevesle bugün Kadir Gecesi ya ;
Bir olmak , biz olmak gerek dedim ....
Umutlarımızı yeşertelim ve birbirimize elden ele enerji verelim istedim ...
Yüreklerimizden dökülen dualarla sarmalandığımız bu özel günümüzde birlikte olalım dedim ...

Dualarla gönüllerin birleştiği bu hayırlı gecemiz sevapla dolsun.  

Hiç haber almasak da, hiç görmesek de, bizden  uzakta ne yaptığını bilmesek de, adını duyduğumuzda bile içimize sevginin hücum ettiğini hissettiğimiz insanlar var ya işte onlara da , sevdiklerimize de Rabbim her şeyin hayırlısını nasip etsin inşallah. ...

Her şeyin başı sağlık olsun yine ...
Mutluluk ve huzur dolu hayallerimizin hayırlısı ile kabul olmasını yürekten dilerim.
Kadir gecemiz mübarek olsun.

Emerson'un bir sözü var hani ;
“ Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilirler. ” bir hatırlayalım yine yeni yeniden  dedim  ....

Bir de derler ki ; en hayırlı dua bir başkası için ettiğin duadır .
Ve sevdiğim bir alıntıları da eklersem   ;
"İyi insanlara çıksın gittiğin bütün yollar. "
Allah'ım, ömrümüzün kalan kısmını, geçen kısmından hayırlı eyle..

Merhamet, vicdan, aşk, sevgi, saygı, barış, umut, neşe, enerji kazanalım ve  bize verilen nimetlerin farkında olarak yaşayacağımız  daha güzel yarınlar görelim hayırlısı ile inşallah . ...

Rabbim tüm ölmüşlerimizin , kimsesiz ölmüşlerin , hepimizin geçmişlerinin mekanlarını cennet eylesin ....
Hani eskiler derler ya ; Rabbim hayırlı ölümler nasip etsin ....
Yaşadıkça anlıyorum ki ; ölüm de hayırlısı ile olsun ....

İyi , mutlu , sağlıklı olmaya utanmayacağımız aydınlık dolu yarınlara hep beraber merhaba diyebilelim ....

Sevgiyle ve dost kalmanız dileğiyle ...
Didemika Bir Deli Bir Dolu Kadir Gecemiz Mübarek olsun der ....


26 Haziran 2016 Pazar

KLON

Uzun zamandır yoksun diyenler , merak eden sevgili güzel yürekler ....
Merhaba;
Ramazan ayı , okullar kapandı , tatiller başladı vs derken ; çoğumuz bambaşka bir koşturma içine girdi . Ben de madem kimseler yok , bir müddet yoğunluğu alışkın olduğum instagram ( tık tık )  vermek etmek istedim . Ben blog olarak yeni yeni tanışma evrelerindeyim . Ama şahsi instagram hesabım çok uzun yıllara dayanıyor . Hep söylediğim gibi telefon çekimleri ile de olsa fotoğraf aşkım bambaşka ... Bu nedenle Didemikabirdelibirdolu instagram hesabım da hareketli olsun istiyorum .
Geçen gün tatilciler , orman yangınları  ve hiç bir insan can kaybına uğramadı haberleri derken ; sadece insan canı mı önemli ...? Doğayı yok ettikçe yaptıklarımız biz kendimize değil mi ...?
Kafada yine deli sorular başladı benim ...
Didemika yine dellendi doldu taştı ....
Aklıma caretta caretta geldi ve instagramda bir paylaşım yaptım . O paylaşımı az değiştirerek blog için de uygulayınca gördüm ki ; o kadar çok güzel yürekli insan varken benim hala umudum var ...
Ne mutlu bizlere ....
En kısa sürede affınıza sığınarak ve kaçırdıklarımı telafi ederek sizlerin neler yaptığına da bakacağım ...
Sonra da cumartesi günü için ; benim sizlerin de yakından tanıdığı bir tanecik eniştem ve kuzeninin Ege'de bir yerlerde işleri çıktı . Ailece yapacağımız planlar da tabi ki suya düştü ... Eldeki imkanlar dahilinde yapılması olası şeyler yine her zamanki gibi son dakikada aklımıza düştü ve  gezenti ekibi yollara düştü ....
Beklediğinize değecek mi beni ; yazım hazır olunca ve sizler de okursanız , göreceğiz .....
Eskihisar Topçular Feribotu ile başlayan çılgın ve inanılmaz hızlı gezi günlüğünde sizlere 12 ayrı nokta için yol bildirimi yapabilirim .. Ama anlatacaklarım çok değil , sanırım , merak etmeyin ...
Hızımıza ve çılgınlığımıza inanır mısınız ; işte orasını bilemem ...

Şimdilik sizlere keyifli ve huzurlu pazarlar dileyerek , günün konusuna geliyorum ....


Kitapçıdasınız ve arkadaşınızın durmadan size söylediği o gerilim romanının adını hatırlamaya çalışıyorsunuz .... Ve işte orada ... Elinize alıp , arka kapağa bir göz gezdiriyorsunuz ;

“ Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?
Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.
KLON küçük bir çocuğun bir gizemi çözmesi için dünyaya getirilişinden yola çıkarak , kötülüğün kaynağını sorgulayan , klişelerden uzak , dahice yazılmış özgün bir roman . Kaldırdığınız her taşın altında bir zeka parıltısı göreceksiniz .”

Elinizden bırakır mısınız artık o kitabı ..?
Yıllar önce aldım ve okudum ...
Hadi hakkında konuşalım ....
Ne o , surat mı astınız bana siz ; heyecanı kaçtı , zaten konu belli , bir de sen anlatacaksın .....
Sakin olalım blog dostlarım ....
Tamam neler yaşanacak az çok bilgi sahibi olup , fikirler üretmeye başladınız bile de  ...
Unuttuğunuz , önemli  kısım şu ki ; tüm bunlar nasıl olacak ....?
Yaklaşık onyedi yıllık bir zaman boyunca adım adım izleyeceksiniz ...
Bilenler susuyor ve bilmeyenlere .....
Ben anlatayım ....
Klon
Kevin Gilfoile

22 Haziran 2016 Çarşamba

Caretta Caretta Yavrusunun Denize Kavuşması

Siz hiç yumurtadan çıkarak denizle buluşmaya çalışan caretta caretta yavrularını izlediniz mi ?

Yıl 2012 , Belek sahillerinin şahane kumsallı golf turizmine özel otellerinden birinde ; denizin ve rüzgarın raks ettiği anlarda 1Q84 kitap okuyan ben .... Kaldığım otelin özelliğini bilerek söylüyorum , birazdan anlarsınız ...
Birden oraya buraya koşan insanlar, yeğenim kuzu ;
"Teyzeciğim koşun, caretta lar yumurtadan çıktı. .."
Nasıl gittiğimi bilmiyorum, bu fotoğraflar yakalayabildiklerim... Uzak çekim ve o zamanın cep telefonu ile ... Rabbimin mucizeleri. ..
Deniz , Güneş , Kumsal , Rüzgar ...
1Q84 ilk çıktığı dönem tıpkı ansiklopedi gibi ...
İşe gelip giderken metro yolculukları yetmedi , beraber Belek sahillerinin keyfini de çıkardık ....
EKAD (Ekolojik Araştırmalar Derneği ) “Belek Turizm Bölgesi Kumsal Alanlarında Deniz Kaplumbağası (Caretta caretta, Chelonia mydas) ve Nil Kaplumbağası (Trionyx triunguis) Popülasyonlarının Korunması” gönüllü programı çerçevesinde yapıyor.
Her gün yumurtaları belirli saatlerde kontrol ediyorlar.
Caretta yuvaları gördüğünüz gibi , bizlere ve yabani hayvan tehlikelerine karşı koruma çemberine alınıyor.
Oku Bakayım : Caretta Caretta Kaplumbağa Yumurta Kafesidir  !
Tabi kaldığım tesiste kültür seviyesi yüksek insanlar olduğundan, oldukça dikkatliler 😨😈
Havlu asmayın, yuvaya yaklaşmış olmanız riskli diye gün boyu anlatmamıza gerek kalmıyor.
Kuma basıldığında kumun sıkılaştığını ve yavrunun yuvadan çıkamayacağını anlayacak kadar da akıllıyız .
Hem herkes okuma yazma biliyor, üzerinde yazana karşı hassas....
Tabi tabii. ..
Yumurtalar kırılmış ve son kalan yavru ....
Biliyor muydunuz, caretta yavrusuna görevli bile dokunmuyor.
Yapılan yardım müdahalesi , yaşam şansını düşürürmüş.
Yardım etme duygusuyla ele alınması doğru değil. ..
Balıklara yem olurlarmış.
Caretta kendi çabasıyla denizle buluşmalı...
'Bu sayede hem kasları, akciğeri açılacak hem de kumsalın kokusunu yapısını kavrayacak ki tekrar oraya dönebilsin. '
Denize ulaşan her 1000 caretta yavrusundan sadece 2 tanesi yetişkin hale gelme şansını yakalıyor.
Bir de anaç Caretta caretta ilk yumurtlamasını, yavru olarak ilk çıktığı plaja yapıyor.
Caretta ; engelleri aşarak , tanıyarak kumsalından denize doğru macerasına başlıyor ...
Şimdi nerden çıktı bu demeyin ....
Çoğumuz şu sıralar yaz moduna girdik ve plaj , piknik keyfi için kısa molalar vermeye başladık bile ...
En basiti ; ormanlara , plaj ve denizlere attığımız pet şişeler bile onlar için nasıl bir tehlike oluşturuyor , unutmayalım ...
Diğer doğaya karşı sorumluluklarımızı yazmıyorum , anlayan anladı ....
Doğayı , doğal yaşamı , yeşili , maviyi , soluduğumuz havayı koruyarak kendi hayatımız için önemli bir iş yaptığımızın bilincinde olalım yeter ...
Tek başına yaşam mücadelesi ....
Biz insanlar haricinde , doğada başka canlıların da yaşadığını aklımızda tutalım ...
Caretta carettalar için yaşam alanlarını " tehlike altında bırakan " olmayalım...
Dünyada nesli tükenme riskiyle karşı karşıya ....
Neslinin devamı için, plaj keyfimiz insanca olsun ....
İnsanoğluna rağmen , hayatta kalabilmen dileğiyle ....
Yolun açık , ömrün uzun olsun ....


Burada olmadığım zamanlarda instagram sayfamdayım ; bir selam vermek isteyenlerin bilgisine ...

https://www.instagram.com/p/BG8-TBQhORQ/?taken-by=didemikabirdelibirdolu

Umarım video izleyebilirsiniz ...


18 Haziran 2016 Cumartesi

MİM " Çocukken Etkilendiğim Hikayeler ve Masallar "

Sevgili Kağıt Salıncak daveti üzerine katıldığım mim karşınızda efendim ;
Mimin konusu: çocukluğumuzda okuduğumuz , duyduğumuz , etkilendiğimiz bir hikaye ...

Sizlere en son yazımda Hikayeler , Masallar Ardındaki Çocukluğuma Bakış bahsettiğim gibi o kadar çok kitap kurdu bir çocuktum ki neyi anlatacağımı bilemedim ... Çünkü her hikaye , masal ya da seyrettiğimi kafamda bilmeden kendine göre özellikleriyle ayrı saklardım . Bu şundan dolayı özel , şu da bundan dolayı ...

Çocukken insanın etkilendikleri çok oluyor doğal olarak ...
İlkokulda bir kitabımızda vardı diye hatırladığım ve okuduğum bir rivayet.. Hem aklımdan çıkaramadım hem de eve dönünce evde babaannemi gördüğüm gibi dizinin dibinde ona anlattım . Eğer yanlış hatırlamıyorsam ;
" Fuhuş yapan bir kadın, çölde kalıyor ... Tabi ki oldukça sıcak bir gün ... Bir kuyu buluyor ve seviniyor. Orada kuyunun etrafında dönen bir köpek görüyor .Susuzluktan mahvolmuş . Kadıncağız kuyuya iniyor ve kendinden önce ayakkabısını çıkararak  su doldurup köpeğe içiriyor.  "
Bu sebeple kadın günahlarından arındı diye de babaanneme bilmiş bilmiş anlattığımı ... Bu hatırladığım hikayenin ne kadarı doğru , fuhuş yapan kadın ne olarak biliyordum o zamanlarda o da ayrı bir muamma ...

Bir de yıllarca çok aç zenci birinin çöpten pirinç tanesi bulup yemesi ve beyaz olması hikayesi anlatılırdı ... Kimden nerden duydum bilinmez ....

Bu arada ben sahur vakti akıllandım sanırım ki ; Küçük Ev , Cosby Ailesi , Alf  , Uçan Kaz  gibi bizlerin dönemlerine yine iz bırakanları ancak hatırladım ... Daha da vardır ...

Gelelim hayatımın hikayesi , çizgi filmini anlattığım Heidi nin altına usulca bırakılan mim için seçtiğim hikayeye ....
İlk etkilendiğim kitap , hikaye , masal derken ....
Hiç birini geride bırakmak istemesem de seçiverdim birini La Fonten'den ...
Jean De La Fontaine , 1621 - 1695 yılları arasında yaşayan bir Fransız yazar ...
Ormanlık alanda yaşadığından benim ve bizler gibi doğa ile pek içiçe ...
Masallarındaki hayvanlar da  konuşuyor ve bizlere masalları onlar anlatıyor .
FABL ....
Fabl hem şiirsel hem de etkileyici ...
Sadece çocuklara değil , büyüklere de çıkarılacak dersler veren türden ...
İşte ben de tam bu sebepten biz büyüklere seslenen bir masalını seçtim ...
Anlayana der ve masalımı şuracığa bırakırım  .....
Bizim çocuklar toplandı ve merakla dinlemeye başladı bile ..

16 Haziran 2016 Perşembe

Hikayeler , Masallar Ardındaki Çocukluğuma Bakış

Sevgili Kağıt Salıncak demiş ki ;
" Mim bizi etkileyen hikayeleri, çocukluğumuzda okuduğumuz ilk masal kitabının bizde uyandırdığı hislerin anlatılmasını içeriyor..... Didemika seni de mimledim "
Hem de tam hayatımın hikayesi , çizgi filmini anlattığım Heidi nin altına .... Şimdi ben ona kucak dolusu sevgiler göndermez miyim ...?
Ben suçsuzum baştan söyleyeyim ...
O günden beri başka ne yazsam diyorum ....
Aklıma yığınla fikir geldi de geldi ...

Bizim zamanımızdaaaaaaaaaaa .....
Diyorum evet ya ;
Bizim zamanımızda o kadar başkaydı ki her şey ...
Belki kitap , film , çizgi filmlerin azlığından kıymetli geliyordu  bizlere mi desem ... ?
Oyun oynamanın keyfini , masal anlatmanın güzelliğini yaşayabilenlerdendik ondan mı desem ... ?
Yoksa , bizim dönemdekiler kıymet bilenlerdendi mi desem ...?
Ama yok ondan da değil ...
Belki de minik mutluluk kırıntılarını biriktirip kocaman mutluluklar yaratan çocuklardık ,
Yetinmeyi biliyorduk ,
Cinsiyet , din , dil , ırk ayrımı bilmiyorduk ,
Kötü niyet , şiddet beslenme oranı düşüktü belki de ...
Vicdanlı insanların olduğu dönemden olduğumuzdan ,
Okumaya ve bilgiye ihtiyaç duyan , üşengeç olmayan , araştıran insanların bol olduğundan mı desem ...
Bilemedim ki ....
Çocukluğum ve kitaplarım ...
Fazla mı yıpranmış ...
Benim gibi ....

14 Haziran 2016 Salı

Bugün Hayalimdeki Resim

Şehrin hareketliliğine rağmen ...
Dev blokların iç içe girmiş sarmaş dolaş görüntüsüne inat ...
Betonlaşmaya , çarpık kentleşmeye rağmen ....
Sahte doğa dostu sitelerin çirkinliğine inat ....
Çocukluğumuzun bildik apartmanları ...
Yeşil bahçeli bir ev ...
Hani o tek katlı , çiçekli demir kapısından bahçesine girdiğimiz evler ....
Allah'ın büyük bir nimeti olurdu bu zamanlar için değil mi ...?
Çok fazla hayal mi kurmuş olurum ...?
İçimdeki çocuk geçmişe fazla mı özlem duymuş olur ...?
Bilemedim ....
Şu sıralar huzurlu hayallere ihtiyacım var ...
Hani çocuklara okulda hayalindeki resmi çiz derler ya ...
Güneşe , bulutlara , dağlara , evlere , çiçeklere gülen suratlar çizdiğimizden hani ....
İşte onun gibi bir şey ...
Katırtırnaklarının kokusu arasından boğazı seyretmek ...

13 Haziran 2016 Pazartesi

" Bir " Blog Dostum , Teşekkürler

Paylaşımlar benim en büyük mutluluklarımdan biri ...
Kimi zaman neşeyi , kimi zaman hasreti , kimi zaman üzüntüyü , kimi zaman acıyı ....
Ama hep elden geldiğince ;
" İnsan " kalmaya  , " An  " ları yakalamaya çalışarak ....
Umutları yeşertebilmek adına ...
Elden ele bir parça enerji ile ...

Benim blog yaşamım oldukça yeni ...  2016 Ocak sonu itibariyle sizlerle tanışmaya başladım . Yeri geldi duvarlarla , yeri geldi güzel insanlarla sohbet ettim . Hala öğrenmeye ve geliştirmeye çalışıyorum . Elimden geldiğince ....
Sevgili arkadaşlarımın haftanın bloğu etkinliğinde Handan ile yollarımız kesişti . Kendisinin blog dünyasında oldukça eski ve hemen hemen her gün paylaşım yaparak pes etmeden devam ettiğini öğrendim o gün ...  Ve keyifle takibe başladım .
Mayıs ayında sevgili Handan'ın bloğu BİR  tam tamına onbir yaşına girdi .
Blog yıldönümü için kitap çekilişi yaptığı duyurusunu bayağı geç bir zamanda  farkettim . Yoğun dönemlerimden biriydi . Ya tutarsa dedim ve çekilişe katıldım .
Gel gör ki çekilişin açıklanmasının üzerinden yine bayağı geçtikten sonra ; yuppiiii
Şeytanın bacağını kırdım ... İlk kez bir çekilişten kitap kazandım ...
Kitabım kargo ile elime ulaştı ulaşmasına da ben hemencecik şımardım ...
Çünkü sevgili Handan sevindirici şıklıklar yapmış ...
Her şeyden önce kitap paketi bile benim için oldukça özenli ve zevkli ...
Yetmemiş bir de hoş bir not defteri ...
O da yetmemiş İstanbul Kız Kulesi kitap ayracı ...
E bir de şahane nazar boncuğu anahtarlık eklenince ....
Handan'ın bloğuna kırkbir kere maşallah demek olmazsa olmazımız oldu ...

Ben de arşivinden blog adıyla ilgili yazdığı yazıyı buldum . 16 Mayıs 2005 tarihli bu yazı ;
"  BİR
Bu günlüğe bir isim vermem gerektiğinde uzun uzun düşündüm. İsim vermek en zoru herhalde. Kelimeler sırayla geçti aklımdan, en sonunda bir kitabın ismi geldi oturdu baş köşeye:BİR Richard BACH ın her okuyuşumda farklı keyif aldığım ama ne olduğumu bulmaya çalıştığım günlere rastlayan ilk okuyuşumda beni bambaşka boyutlara götürüp huzur veren kitabı. " 
diye başlıyor ve devamı için  tık tık

Bu da meraklısına ilk yazısı Başlangıç 15 Mayıs 2005

Sevgili Handan ;
Şu ya da bu şekilde yaşamına bizleri konuk ettiğin ve misafirperverlikte de kusur etmediğin için
Paylaşmak adına elinden geleni yaptığın için ,
Elim sende , var mısın dediğimde yanımda olduğun için .....
çok teşekkür ediyorum .

Bu arada instagram hesabım için link : https://www.instagram.com/didemikabirdelibirdolu/

Facebook blog sayfası için link :  https://www.facebook.com/didemikabirdelibirdolu/

Farklı paylaşımlarda buluşabilmek adına da ;

Facebook blog hesabı için link : https://www.facebook.com/profile.php?id=100012297647732
Twitter blog hesabı için link : https://twitter.com/?lang=tr

 " BİR  " Onbir Yaşında Kitap Çekişi Hediyelerim


12 Haziran 2016 Pazar

Orijinal Cinayet(ler)

2008 yapımı suç ve gerilim filmi Orijinal Cinayet(ler)
Yaşayan efsaneler Al Pacino ve Robert De Niro aynı filmde olur da seyretmeyen bir sinemasever olur mu ...?
Peki o seyredenler filmi beğendi mi ?
Yoksa senaryosunun kötülüğünden ve gereksiz aldatmacalardan tüm suç Jon Avnet 'in diyenlerden misiniz ?
Al Pacino ve Robert De Niro filmde emekliliğe hazırlanan New York polisinde iki dedektif rolünde ... Neredeyse 30 yıldır ortak olarak çalışan iki eski dost rozetlerini teslim etmeden önce son bir iş daha alırlar .  Yasadışı yollarla suçluları öldürüp kısa şiirler bırakan bu seri katilin peşine düşerler . Tüm şiir dört satırdan ibaret ve imza niteliğinde ... Cinayetleri çözdükçe bir önceki cinayetlerle benzerlik olduğunu farkederler . Yanlış insanı yakaladıklarını düşünürler ve kendilerini sorgularlar . Yasadaki boşluklar nedeniyle suçları cezasız kalanları öldüren bir katilin izini sürmektedirler .
Merak etmeyin spoiler vermem mümkün değil ...
Tahmin edilebilir sonu , olmadık aldatmacalarla süslü püslü ,karmaşık bir senaryoda topladıkları için bilemedim ....
Ama iki dev sanatçı hepi topu kaç filmde birlikteler ki ; izlemeniz gerekli derim ...

Beyazperde.com dan alınan film görseli
The Times göre 2008'deki 100 Kötü Filmler listesine dahil edildi .

Belki iki efsaneyi aynı sahnede görmenin verdiği haz bana filmi sevdirdi ....
Belki o gün kafamı çok yormadan izleyebileceğim bir suç gerilim filmi istedi canım ...
Bilemiyorum ....
Hani puan ver deseniz düşünüyorum da ; puanı sadece efsanevi oyuncular alır benden ...

Gecenin bu saatinde sahuru bekleyenler için bir dua ;

" Yarabbi,
Hayırlar ver başımıza
İyiler çıkar karşımıza. .."

Güzelliklerle dolu , huzurlu sabahlara uyanacağımız sağlıklı  günlerimiz olsun ...

9 Haziran 2016 Perşembe

Heidi

Ailece büyük bir sabırsızlıkla beklediğimiz Heidi ...
Gerçekten annem , babam , ben , kardeşlerim ...
Yaşını başını almış kocaman insanlar ...
Heidi çizgi filminin tadını doyasıya yaşayanlar yani ...
Şimdiki çocuklara anlatmadıysanız , seyrettirip tanıştırmadıysanız ; zaten böyle bir heyecana girmelerini bekleyemezsiniz ...
Hikayeyi hepimiz biliyoruz demek istiyorum ...
İzlesem mi yoksa çizgi filminin tadı bozulur mu diye düşünmedim değil ...
İzledim izledim ...
Ama önce ilk müziğiyle , çizgisiyle benim çocukluğumun Heidi 'sini bir hatırlayalım istedim ...


5 Haziran 2016 Pazar

İğneada , Beğendik Köyü ve Longoz Ormanları

Ramazan geldi hoş geldi ... Şükürler olsun bugüne de kavuştuk .
Hepimize hayırlı , bereketli ve huzurlu ramazanlar diliyorum .
Ve hemen gezenti ekibinin güzel günlerinden bahsetmek istiyorum .
İlk gezimiz Kıyıköy , Kastro ve Tekirdağ Üçlemesi ve ikincisi de Kırklareli Keşfi idi bildiğiniz gibi ..
İğneada sahilinde ... Akasyalar açarken şarkısı eşliğinde ...
Anladığınız üzere yine konumuz ; sık sık içimizde coşan Trakya aşkı ....
Her zamanki gibi gecenin bir vakti verilen kararla bizim gezenti ekibi sabah ola hayrola der demesine de ne olur olmaz diye hemen yine piknik için yollukları hazırlar , atar dolaba ...
Kuşluk vakti düşer yollara ...
Kaptanımız hepinizin yakından tanıdığı bir tanecik eniştem ; " Hemşerim memleket nire ?  " demeye gerek yok artık ...
Rotası kafasında hazır yine ; İstanbul – Saray – Vize –  Demirköy üzerinden bir yerler işte ....
Öyleyse bu sefer niye İğneada'ya gitmeyelim ...?
Trakya yollarında kanola tarlaları

3 Haziran 2016 Cuma

Teyze Olamamak

Beni affet bir tanecik kuzum ;
Teyze olmayı bilemedim ...
Tüm ailemden , sevdiklerimden birer parça taşıyan sana ;
Teyze gibi teyze olmayı beceremedim ...
Ben teyzesiyim diye göğsümü gerdire gerdire gezmeyi ...
Türlü şirinlikler yaparak eğlenmeyi ...
Sadece şımartmanın güzelliğini yaşamayı ...
Fotoğraf karelerinde kahkahalar atmayı ...
Seninle gezmeyi , tozmayı ...
Öpüp koklamayı ...
Sarmalayıp saklanan dişin
....
Teyze , sadece teyze olmayı beceremedim ...
Altın buklen benim minnak kardeşim ve ben ...
Beceremedik ...
Bilemedik ...
En az o da benim gibi bir teyze oldu ...
Ben teyzeliğine şahidim ki ; fazlası vardır eksiği yoktur ...

Teyzelerin biz sandık ki ;
Teyze olmak ....
O kocaman kara gözlerin açılmasıyla gün doğuyor ...
Ağzından çıkan günaydın ile yaşam başlıyor ...

Bir tanecik kuzum ;
Düdüko "  diye seslendiğinde ,
Düdüko'nun bana ilk seslenişin olduğunu ....
Okula geldiğimde resim öğretmeninin Ecenur'un ' Zürmüt teyzesi siz misiniz ...? ' demesiyle ,
Zürmüt  " ile yeni bir ada kavuştuğumu ...
Geç anladım ...
Arda'nın mutfağını seyredip Karadeniz pidesi yaptığın bir ramazan akşamı ; undaki el izin ... Bu arada piden şahane olmuştu ve Arda abin de instagramdan beğenmişti . Nasıl da sevinmiştin ....
Okulda alınan ayak izi .... Hala oda kapında asılı ....

2 Haziran 2016 Perşembe

Ecenur Kuzusu ile Teyze Olmak

Bir tanecik kuzum merhaba ;
Masalları sever ve hep Ecenur 'u anlat derdin ..
Tam bugün ;
yıllar yıllar önce o aşk başladı ...
Tam tamına bugünün sabahında ;
seninle ilk karşılaşmamız ...
Tam tamına o sabah ;
ameliyathaneden gelen ağlama çığlıklarını duyduğum gün ...
Tam o saatte bugün ;
yanımıza gelen muhteşem yaşama sevincimiz ....
Tam da işte o an ilk yakınlığımız ;
asansör kapısının açılışıyla gözyaşlarıyla koştuğum bir tanecik kuzum ...
Tam tamına o günden bu yana ;
Teyzeyim ben ...
Teyzeyiz biz ...

Dünyamıza Ecenur doğdu ;
Mevsimler , aylar , günler , anlar sadece Ecenur oldu ailemiz için ...

İlk nefes alışın , gözlerini açışın , ağlayışın , dokunuşun , gülümsemen , hıçkırışın ...
Saçın , dişin , gazın , çişin , kakan , kusman hatta ...
İlk adımın , seslenişin ....
Aklına bile gelemeyecek her detayın kaçırılmayacak kadar önemliydi bizim için ...
Her anını görmeli , yaşamalı ve bilmeliydik .....
Rabbimin mucizesi o bebek kokuna vurulmak ...
İşte tam yıllar önce bugün ;
Dualarımızı , hayatımızı ve bizi değiştiren minik Ecenur hoş geldin ...

Sana ne annenin , ne anneannenin , ne de dedenin sevgisini ve duygularını anlatabilirim ...
Seni karşılıksız sevmek , tek bildiğimiz şey oldu ....
" Bir Allah sevgisi , bir de torun sevgisi ... " dediklerinde pabucum dama atılacak sandım ...
Sanmak ne kelime tüm dünya senin etrafında döndü be çocuk ... !

Anne değilim , bilmem ki annelik nasıl bir şey ....
Ama bilirim ki ; hiçbir kelime anneliği anlatmaya yetmez !
Bir bildiğim şey de ; anne olmadan annelik duygusunu bir nebze hissettiğim ....
Canımdan can katmadım , ama varlığınla varlığımı bütünleştirdim ben çocuk ... !

Anneler hep der ya hani ; 
" Anne olduğunda anlarsın ...  "
Teyzeler de diyor ki ; 
" Teyze olduğunda anlarsın ...  "
" Yeğen demenin evlat demek olduğunu bilirsin ..."

Teyze ana yarısı olmak derler ya hani ;
Anne sevgisine en yakın olanı  ....

Teyze olmak ...
Çocuğum olsa bu kadar sever miyim ...?
Başka bir çocuğa bu duyguları hisseder miyim ...?
Sorularıyla kafası bulutlanan insan olmak ....

Senden bir başkasını , senin kadar sevemem ben çocuk ...!
Senin sevgin sana özel ...
Bana özel ...
Biz teyzelerine özel ...
Tek bildiğimiz karşılıksız sevmenin güzelliği , sende özel ...

Teyze olmak …
Daha göremeden , dokunamadan birinin sevilebilmesi ...
Teyze olmak …
Hayata gelişiyle yüreğine yerleşen muhteşem varlıkla bir yaşanması ...
Teyze olmak …
Değerlerinin değişmesi , kimse için yapmadıklarının yapılması , yüreğinden kopup gelen en güzel duyguların dillenmesi .....
Teyze olmak …
Aklına düştüğünde , şu cümleler yazılırken bile göz pınarlarının dolması ....
Teyze olmak ...
Görmediğinde , dokunamadığında kıyafetlerini koklamak , sarılarak uyumaktır ...
Teyze olmak ...
Sevgiyle bağrına basmaktır ....

Yüreğimizin ;
Can paresi ...
İlk göz ağrısı ...

" Ne kadar sevildiğini biliyor musun ...?  "
Ve her ne olursa olsun ...
Herkese ...
Her şeye rağmen ...
Doğrularınla , yanlışlarınla ...
Zaman , mekan ve uzaklık kavramı olmaksızın ...
Alınan her nefeste ...
" Ne kadar sevileceğini biliyor musun ...?  "

Seni yürekten sevenlerin iyi ki doğdun dilekleri sayılamayacak kadar çok ...
Sen , Allah'a emanet ettiğimiz ...
Varlığın için Rabbime defalarca şükür nedenimiz ...
Allah karşına güzel , iyi ve vicdanlı insanlar çıkarsın ...
Bahtın açık ,
Şansın bol ,
Sağlığın ve ağız tadın yerinde ,
Mutluluğun ve kahkahan yürekten ,
Geleceğin bereketli ve hayırlı olsun ....
Sevdiklerin ve sevenlerinle yaşayacağın ; umutlu , huzurlu , aydınlık yarınların sevgi ve aşk dolu olsun ...

Sakın unutma çocuk ,
Sen bizim  vazgeçilmez aşkımızsın ....

Bizim bir tanecik kuzu ile dolu dolu anlarımız hatıralarımız hiç bitmez ...
Devamı gelir mi gelir belki gün içinde ....
Teyze olmak ve olamamakla ilgili ....
Ecenur bir tanecik kuzu nice mutlu yılların olsun

Yazılar , sözcükler , duygular , anılar kişiye ve yazara özeldir . Kullanım hakkı saklıdır . İzinsiz kullanılamaz ....



30 Mayıs 2016 Pazartesi

Bir Geyşanın Anıları

Bir Geyşanın Anıları kitabını okuduğumda anlatamayacağım kadar çok etkilendiğimi itiraf ederek konuya başlasam olur mu ...?
Belki  birinci şahsın ağzından ve gözünden anlatıldığı için gerçek sandım ...
Belki geyşaların farklı dünyalarının kapılarını aralamak bende heyecan yarattı ....
Belki de üslup idi beni büyüleyen ...

Sayuri işte öyküm böyle başlıyor der ;
" Küçük balıkçı köyümüz Yoroido ’da “Sarsak Ev” adını verdiğim kulübede yaşıyordum. Kulübe ,  okyanustan gelen rüzgârın her zaman estiği kayalığın yakınındaydı . Çocukken bana okyanus , çok kötü soğuk algınlığına yakalanmış gibi gelirdi , çünkü hiç durmadan tıksırır ve feci bir şekilde hapşırır gibiydi . Rüzgar denizden muazzam serpintiler getiriyordu . Ben küçük evimizin , okyanusun yüzüne yüzüne hapşırmasından huylanıp rüzgarın yolundan çekilebilmek için arkaya yaslandığına karar verdim . Eğer babam , bir gemi enkazından bir kalas alıp saçak altına yerleştirmeseydi evimiz yıkılabilirdi . Bu da eve değneğine yaslanmış sarhoş bir ihtiyar görüntüsü veriyordu . " syf 13


Bir geyşanın gelebileceği en iyi seviyeye gelse bile kendi hayatı hakkında söz sahibi olamaması , giyeceği kimononun bile başkaları tarafından seçilmesi ....
Bir kelebek kadar narin görünen geyşaların duygularını göstermeden güçlü olmaya çalışması ...
Büyüleyici , kırılgan , masalsı duran gizemlerle dolu yaşamlar ...
Olgun bir kadın olan Sayuri 'nin anlatımıyla ; küçücük kız çocuğu zamanlarını , genç kızlığını , çırak geyşa halini ve yetişkin geyşa oluşunu dinliyoruz ...
Japonya'daki bir köydeki evinden alınan sıradan bir köylü kızının masalsı geyşa olması ....
Okurken Sayuri ile birlikte yaşamış gibi olduğum için bir geyşanın yaşadığı hayat gerçekten de masalsı mı ,  ondan da emin bile değilim ...
Belki bu masalsı duruş yaşamlarının kısıtlamalarla örülü ve gizli hayatlar oluşundan ....
" Babamın yüzü kırışıklıklarla doluydu ve her kırışığa bir sorunu yerleştirmişti, öyle ki , artık bu yüz onun yüzü değildi de , her dalında bir kuş bulunduran ağaç gibiydi .  " syf 14
Bir Geyşanın Anıları

27 Mayıs 2016 Cuma

Kahve Keyfine Buyrun

Kahvenizi nasıl alırsınız ?
Yaşam telaşımızdan güzel şeyleri kaçırabiliyoruz çoğu zaman ...
 " An  "ları yakalamayı ...
Soluklanmayı ...
Şükretmeyi ...
Gözlerimizi kapatmayı ....
Dinlemeyi ...
Merhaba demeyi ...
Hatır sormayı ...
Dokunmayı ...
Sarılmayı ...
Dost sohbetlerini ...
Kitap kokusunu ....
Koşmaya bir dur demeyi ...
Sevdiklerimiz için zaman yaratmayı ...
Sesimizle de olsa hasret gidermeyi ...
Kelimelerimizin gücüyle yaraları sarmayı , sarmalanmayı ...
Göz göze bakmanın ve susmanın güzelliğini ...
Yürekten gelen kahkahaların yaydığı enerjiyi ...
Doğanın kucağında mutlu olmayı ...

Alışmışız ;
Unutmuşuz ;
Ustalaşmışız ;
Şartlandırılmışız ;
Günleri olduğu kadar deyip telaş içinde kurtarmaya .....
Yüreğimizdeki çocuğu hep eksik bırakmaya ...
Yorgunluğa , trafiğe , yüksek seslere , hasretlere , sanal ortamlara , otomatik söylemlere ...
Hayatı hep yarınlara ertelemeye .....

Bu hafta sonu bir değişiklik yapın ;
Zaman , sizin ve sevdiklerinizin olsun ....
Koşmaca , telaş ve yarım yamalak yaşamaktan uzak ...
Sadece size ait ....
Plansız ....
Heybelerinizi alın ve doğa yürüyüşlerine çıkın mesela ....
Bakınız benim son gezi yazılarım gibi mesela tık tık ;
Kırklareli Keşfi
Kıyıköy , Kastro ve Tekirdağ Üçlemesi

Kahvenin iyileştirici etkisini , kendi kadar koyu sohbetini ve kırk yıl hatırını unutmadım
Ve
Ben sizlere kahvemi hazırladım ...
Sohbete mi başlayalım yoksa bir müzik açıp kendimizi mi dinleyelim ...?
Bu arada kahve bahane biliyorsunuz değil mi ...?
Kahve Keyfine Buyrun
Bir Kolombiya sözü der ki ;
'' Kahveyi gece kadar siyah, cehennem kadar sıcak ve kadın kadar tatlı içeceksin ''

Yoğunluğumdan ancak görebildim ve yazabildim ; Biz Kimiz Kadınız sevgili Kadriye haftanın blog seçiminde bana da yer vermiş sağolsun ... (Kadriye'nin blog için linke tıklamanız yeterli biliyorsunuz .... )
 " Didemika: Onun blogunun sloganı "Didemika bir deli, bir dolu" Sloganı gibi pozitif bir blog. Herşeyden yazıyor kendisi ama ben en çok pozitif tarzına bayılıyorum. Okuduğu kitapları anlatışını okumalısınız, aslında filmleri de çok güzel anlatıyor, seveceğinize eminim.   "

E tabi bendeniz biliyorsunuz anında şımarırım , keyiflenirim .
Tekrar teşekkür ediyorum Kadriye'me ...
İyi ki varsınız hepiniz de ...

Umarım hafta sonu hepimiz için çok verimli yaşanır ...
Sevgiyle kalın ...

''Günaydın
ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.''

The Truman Show





24 Mayıs 2016 Salı

Kırklareli Keşfi

Bugün konum ; deyim yerindeyse doğa ile yaşadığım aşk ....
İşte o anlardan , yüreğimde kalanlardan ....
Beklediğiniz Trakya gezelim görelim ekibinden sizlere ...
Didemika  ile Kırklareli Keşfi
Yine bir gün ; akşam vakti anneler gününü bahane ettik ve hadi sabaha Kırklareli dolaylarını keşfe gidelim dedik .....
Gezi zamanımız anladığınız  üzere 2016 Mayıs ayı ...
Kim kim derseniz ; hepi topu bizim gezenti  ekibi yani ...
Ben , minnak kardeş , bizim tontiler ve tabi ki gezinin kaptanı bir tanecik eniştem ...
Bütün mahalle demeyeyim yani , o kadar da değil ....
Hoş benimle gezmek isteyenleri unuttum sanmayın , aklımdasınız ....
Yanıbaşımda birlikteyiz gezerken ....
Yine ortaya atılan bir fikir ve yine plan yok ...
Sabah ola hayrola denir ve güzel rüyalara dalınır ....
Kuşluk vakti düştük yollara ...
Yuppi heyyo sevinç çığlıkları arasında uyku mahmuru bizler , doluştuk arabaya ...
Trakya Memleketlim
E bizim kaptanın mekanları bu bölgeler ya gönül rahat ...
Kaybolalım , yeni keşifler yapalım ..
Lay lay looommm
Heybemizde piknik için bol malzeme ....
Yumy yumyyy
İş kalıyor gönlümüze göre yerler seçmeye ....
Benim kafamda deli sorular yine ;  " Şirinleri de görebilir miyim .... ?  "
Uppsss ....
Konu ben olunca tabi bu soru da sorulabilir hiç yadırgamayınız ....
Ama kafamdaki esas sorular başka ....
Bol fotoğraf çekebilecek miyim , telefonun hafızası yetecek mi , şarj aletleri tüm günü kurtaracak mı , çimlerde yuvarlanabilir miyim , kuzularla keçilerle sarmaş dolaş olabilir miyim ........
Hazır konu gelmişken ; telefon neredeyse hiç çekmiyor . Bu bizimle ilgili esasında ; bölge genelinde hep anayollardan çıkıp doğanın koynunda gezdiğimizden  telefonu fotoğraf çekimi dışında kullanmak pek nasip olmuyor .
Biliyorum yine gezinin etkisine kaptırdım ve kendimi kaybettim ....
Başlıyorum ; yanaşın bir hele ....
Trakya Davet Ediyor
Bölge huzur dolu ev sahibi gibi ; toprak yolları , gökyüzünü delip geçecek gibi duran devasa ağaçları , kuş sesleri , ara sıra ortasında kaldığınız su birikintileri , yeşil çayırları , orman gülleri , kendine özgü bitki türleri , yabani hayvanları ile biz misafirlerini bekliyor .
Bu kadar davetkar Trakya olur da bizler durur muyuz ...?

22 Mayıs 2016 Pazar

Çalıntı Hayat

Şu sıralar ne seyretsem diye düşünüp , ne izleyeceğinizi bulamadıysanız bana kulak verin derim ...
Çalıntı Hayat  (The Words) izlemeyenler sözüm size , ki blog yazıyorsanız, yazmak tutkunuz ise , yazarlar , kitaplar ile de ilgiliyseniz, benim çok fazla hadi izleyin dememe gerek yok  ...
Hele hele hani şu bizim yakışıklı Bradley Cooper da başroldeyse .....
Yine bir aşk hikayesi canlandı değil mi gözünüzde ..? Oysa durum hiç de öyle değil ...
Dram , gizem ve aşkla birbirine sarmalanmış abartısız , oldukça sakin giden filmin içiçe hikayelerinde vurucu düşünceleri ve ders niteliğindeki anları yakalayabiliyorsunuz ...
Yani filmin merkezini roman , kitap , yazar oluştursa da farkında olarak ya da olmadan başkalarından çalınan hayatlar hakkında çok düşünür oluyorsunuz ...
Yazarların yaşadıklarını daha iyi düşünmeye ve kelimelerin gücünün önemine dikkat kesiliyorsunuz ...
Bazen bir iş için ne kadar uğraş verirseniz verin , kendinizi ne kadar o işe adarsanız adayın , olamayabileceği gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz ...
Film biterken yüreğimde , aklımda tarifsiz duygular , vicdanım ve film müziği ile kalakaldım ....

 " Hepimiz hayatta seçimler yaparız .
Zor olan onlarla yaşamayı bilmektir .  "
The Words İnternetten Alınan Film Görseli

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Ben Geldim


Ben geldim ....
Geldim geldim huuuu komşular ....
Yine karabatak olduğum bir dönemdeyim ama işte geldim burdayım ....
Hemen çalışmalara başlayayım dedim kimler neler yapmış bakayım ...
İlk kez bir çekilişten Bir Handan'cığımdan süper bir hatıra yıldönümü kitabı kazanmışım en şahanesinden ....
Ve bir de ne göreyim ; keçileri kaçıran gezenti olarak gazetelere çıkmışım yetmemiş bir de  manşetten .....
Blogluyoruz #8